Uzun biraz ama...Kırgınlık üzerimdeki, telefon ötüyor bi' taraftan...Uyanma vakti gelmişmiş...Derse yetişmek için kurduğum alarmdır öten..Kendileri çok ısrarlılar...Benim ısrarım halbuki ondaki...Ama dünden kalma soğuk algınlığım devam ediyordu, ya da ben ona yordum ve uyumaya devam ettim...
Saat 11.00...Telefon çalıyor...Okulun Öğrenci Topluluğundan kız arkadaş arıyor..."Kaçakgay uyandın mı, nasıl oldun?"..."Uyandım evet de, tekrar uyudum işte...Toplantıya geleceğim, 12.30 da"..."Tamam erken gelirsen, biz oradayız"...O sırada çıkıyorum yataktan, el yüz yıkamaları...Derken ikinci bi' telefon...Yine okuldan bi' kız arkadaş-Çılgın-..."Kaçakgay ne yapıyorsun?"...Aaa Çılgıncım iyiyim sağol, ya dün mesaj atmışsın da kontor yok dönemedim sana, senin hediyeni getireyim bugün-Ki doğum günü hediyesi almıştım ona 4 ay önce, evim olursa evime getirirsin demişti, çünkü ev hediyesi gibi saçma,komik bi' hediye,-- kimse düşünmeye kalkmasın bulamaz---...Ona da 12.30 da topluluk odasında toplantımız olduğunu, oraya gelmesini söyledim...Evden çıkıp pohaçıdan bi' patatesli bi' de zeytinli pohaça ve yanına bi küçük çay aldım...
Şimdi okuldayım...
Binanın girişinde bi' iki gündür bana mesaj çeken ama benim cevap veremediğim arakadaşımı gördüm...
Seslendim arkasında "Monsieur...Monsieur..."...Beraber topluluk odasının bulunduğu binaya doğru yürürken akşam için sinemaya gidelim diye kararlaştırdık...
Ve topluluktayım...
Kız arkadaşın biri sandelyeleri birleştirmiş uyuyor..."Uyu anam uyu, yarasın"...ve Çılgın geldi...Sarıldım ona..."Yıllardır görmediğim akrabama sarılmış gibi oldum yaw" dedim...O da "Ben de" dedi...Halbuki kız, önceden benden hoşlandığını itiraf etmişti...Allahtan o mevzular kapanmış, iki akraba olmuştuk artık!...
Bilgisayarı açtım, flash diski taktım, etkinlikler için iki dosya açtım gösterdim...Yorumlar yapıldı...Ve bi' etkinlik için ben konuşmaya başladım...Ve ordan biraz önce sandalyede uyuyan kız uyanmıştı oturuyordu bile-Sancan-..."Ya Kaçakgay yavaş ol, yetişemiyorum hızına, not tutmaya çalışıyorum görüyorsun!" dedi...Ve hafiten bi' yavaşladım tabi...Mevzu mevzu üstüne, politikadan kültür sanata geçişler derken, Sancan:"Kaçakgay senin çıkmak gerekiyor farkında mısın?"...Saate baktım..."Evet ya, dün söylemiştim sana unutmamışsın"...."Kaçakgay yarınki planların içinde arayıp hatırlatabilirim-dalga geçerek söylüyor ama ara desem arar hatırlatır valla-"...Hemen kesik uçlu eldivenimi, kulaklı beremi ve montumu giyip çıkmışımdır...
İşimi halledip eve geldim derken o sırada Monsieur ile 16.30 da durakta buluşma kararı aldık...Her zamanki gibi ödemeli arayarak hallettim iletişim işini-Ya ayda 400 kontor harcıyorum, bıktım ama, yeter milletten yiyeyim birazcık da-...
Ve durakta buluştuk Monsieur ile...Taksim'e gidiyoruz...Hüseyin Karabey'in "Gitmek Benim Marlon ve Brandom" filmine gideceğiz...Film sadece "Beyoğlu Yeşilçam" sinemasında var...Filmin 6 Ödülü var ama bi' kaç hafta bile vizyonda kalamadı!...
İstiklaldeyiz...
Sahaflara gittik önce...Kitap alacaktım ben...Michel foucault'un "Les Mots et les choses-Kelimeler ve şeyler"...Neyse baya gezdik Aslıhan Pasajını...Bulduk da ama pahalıydı bence...Almadım...
Ayvalık tostu yiyoruz...
Ne Ayvalık ama...Ketçap mayonez anladım ama, yahu bu ayvalık tostuna amerikan salatası ne zaman kontamine oldu?!..Neyse vıcık vıcık tostu yiyip, yanına da çayları yudumladıktan sonra üstüne de bi' sigara yaktım...Zaten bu sigara en iyi yemek sonrası gitmez mi ki!...-Mutlu olsak içiyoruz şu mereti, üzülsek yine içiyoruz...Her iki ihtimalde mahvoluyoruz, mahvediyoruz!-...
Ordan kalkıp "Mephisto"ya gittik kitaplara bakarken, aklıma Küçük İskender'in yeni kitabı "Ölü evinde sex partisi" geldi...Ve ilgilenen kıza "Küçük İskender'in kitapları nerde acaba" diye sordum...O da ordaki genç çocuğa dönerek "Arkadaşa Küçük İskender'in kitaplarını olduğu stantı gösterir misin?" dedi...Buraya kadar herşey normal ama...Görevli delikanlı bana dönüp yüzünde çoğu insanın farkedemeyeceği tebessümlü bi' bakış vardı...Farkettim...Ama bende herhangi bi' gariplik, farkınavarılabilirlik hiç bi' şey yoktu-ki olsa ne yazardı-...Sadece "Derman İskender Över"i sormam sayesinde öyle bi bakış fırlatmıştı bana...Neyse kitabın yerini gösterdi..."Teşekkürler, alırım ben" deyip gitmesini sağladım...-Ki çocuk da eşcinsel olup, ordaki görevli kız arkadaşa "İskender Abi'nin kitaplarını soran olursa bana yolla" demiş olabilir, ama "Hıhh, ben pas vermem o zibidiye" deyip gırgır yaparmışım...-Film seansı da yaklaştığı için kasaya doğru yaklaştık...Kasaya kitabı uzattım...İki tane hoş kız vardı kasada...Kitabı verdiğim kız gayet normal, bi' kitap alırmışım gibi bakarken, parayı alan beni süzdü, içinden "Tüh tüh, sen de mi geysiiiinn, hiç yakıştıramadım sana, bi' yakışıklıyı daha kaybettik, olsun yine de sizi seviyorum" der gibi baktı-ki bu bakışın edebi tanımlaması bende "ekşimtırak tebessümlü bakıştır"-Yanımdaki arkadaş mı, yani Monsieur...Tüm bunlardan habersiz, Küçük İskender kimdir onu da bilmiyordu, duymuştu o kadar...Ama Küçük İskender hakkında ufak bi' bilgilendirme yaptım ona...--İskendercim sana sesleniyorum, "Ne oldu 'Şiir Geceleri' olmayacak mı bi' daha?Gerçi son geceye katılmıştım, hani şu 6 Mayıs'ta Beyoğlu Meis kafede olan...Sen yoruldum, bu son demiştin, yaw tekrar başlasak diyorum, ne dersin?-Çok samimice mi ne yazdım ne, bi' defa konuşmuştuk işte ona say--
Beyoğlu Yeşilçam sineması kapısındayız...Beyoğlunda tüm sinemalara gitmişimdir...Burası hariç...Duyumlarım mı?...Hiç de hoş değil..."Gitmeyin!, paranıza yazık!, kötü bi' yer!" cinsten...Kapıdan içeriye giridik-Kapı ki ev kapısı gibi küçücük-...Biraz ileriden aşağıda gişe olduğunu belirten elle yazılmış bi yazı, merdivenlerden aşağı indik-sanki mahsene iniyoruz-...Ve karşımıza loş ışıklı sayılabilecek bi yer çıktı...ilk izlenim önemlidir ya hani...Ama ben içine girdikçe sevdim burayı...Karşıda bi pano var, üzerinde toplu iğneler...İğnelerle sıkıştırılmış küçük kağıtlar...Kağıtların üstünde gelen geçenin "Yeşilçam Sineması" hakkında yazdıkları küçük yazıcıklar, yazılar...Sol köşe de "bar görünümü desem değil, kahvehanedeki ocak görünümü desem o da değil" olan bi' şey var, ama hoş durduğu kesin...Duvarda Türk ve Dünya Sinemasından Eski film afişleri...Artistlerin posterleri...Orjinel, baya...Bayağı değil bence...Küçük masalar sandelyeler...Onlarda biraz oturup aldığım kitaba göz attım biraz...Film başlamadan önce sigara içmek için girişe çıktık...Girişte "minibüsün ikili koltuğu çıkartılıp oraya konulmuş" gibi duran koltuğa oturduk...Bi' taraftan sigara mı içerken, öte yandan insanları gözlüyorum...Kapıda bi' kız sevgilisene-ki erkekti sevgilisi- "Ben buranın girişini beğenmedim girmeyelim canımm" dedi ve girmediler, bi' kaç saniye güldüm buna...Sonra bi adam yaklaştı bize-25_30 yaşlarında-..."Bu film güzel mi,yeni bi' film mi?"dedi.."Evet evet yeni, bence güzeldir izleyin isterseniz"-maksat müşteri artsın-...Aşağıya indik ve kapılar açılmıştı, salona girerken "yorum panosuna" göz atıp geçtim...İçeriye girmemle şok olmam bir oldu...Arkadaşlarımın burayı beğenmemesine şok oldum...Evet çok küçüktü, saydım 72 koltuk var, ekran da çok küçüktü...Ama o kadar doğladı ki, ya ekranın iki tarafında ve çevrede asılı duran; sarı-kırmızı-mavi-yeşil rengarenk ışıklar ne de hoştu, niçin burayı beğenmediniz ki!?...Modern bi' yerler mi arıyorsunuz...Zaten çok ki...Cidden çok samimi bi ortamdı burası...Bi' de Emek sinemasını severim ben, hani şu bi' zamanlar Emekli Sandiğı'nın olan,ismini ordan alan, tavanı yaldızlı Barok süslemeli sinemayı-ki orası 875 kişiliktir-...
Film mi, film de çok güzeldi ama ona ayrı bi' yazı gerekir, şöyle diyeyim "Dramatik ve politik bi' filmdi, gayette güzel işlenmişti konu"...Film arasında çay içerken ne mi yaptım, elime kalem alıp küçük bi kağıda bi' şeyler yazdım ve altına "KaÇaK" yazıp panoya astım...Siz de giderseniz benim kağıda bi'şeyler karalayın...Gittiğimde muhahkak kontrol edeceğim ve çok sevineceğim...Söz...

2 yorum:
çok geçmiş olsun ve filmi merak ettim..ve yüreğinle kal..
saol gayyor, film güzel bi film şahla beraber izlemeni şiddetle tavsiye ederim...Bi' de Beyoğlu Yeşilçam sinemasında izleyin, orayı da bi görün emi=)
Yorum Gönder